Hakkımızda

Hakkımızda

“Kadim Lisan” esasen benim kendi kişisel yolculuğum ile doğdu; dolayısıyla yeniden doğuşumun hikâyesi de denebilir. O yüzden biraz kendi yolculuğumdan bahsetmeliyim…

Hayaller ve gerçeklerle birlikte yaşayan bir çocuk olarak, Dünya’nın mevcut sistem ile sınırlı olmadığını, daha da fazlasının olduğunu hayal ederdim hep… Mitolojik varlıklar olmalıydı; büyülü bir dünya, doğaüstü olaylarla zengin bir dünya… İnsan, henüz görmeyi öğrenmediğim olağanüstülükle donanımlı olmalıydı. 

Bütün bu hayallerim, Dünya’nın bu kadarla sınırlı olduğu dogmasının dayatılmasıyla hayal kırıklığına uğradı… Hayal kırıklığı yaşadıysam da hayallerimin peşinden koşmaya niyet ettim. Bu bir içgüdüydü ve gerçek olmalıydı!
Ortaokulun sonlarında, bir kitapevinin rafında ruhsal konularla ilgili bölümü keşfetmemle birlikte bütün bu süreç açıldı. Hayallerini kurduğum Dünya zaten mevcuttu! Ve benim “hatırlama” dediğim süreç başladı hayatımda; bolca okudum, bolca meditasyon yaptım, ruhsal çalışmaları hızlandırdım. 
Birkaç sorun vardı; İbrahimî  dinleri anlamak o kadar kolay değildi ve mitolojiler muhteşem ama anlaşılması zordu. Bu beni sembolizmi anlamaya itti. 

En nihayetinde kendi yansımamı bulduğum yer doğa ve kadim inançlar oldu. Ağaçlarla konuşmanın, rüzgârı dinlemenin, doğayı keşfetmenin benim için ne kadar etkileyici olduğunu keşfettim.

Artık ruhumun arzusunu keşfetmiştim; kim olduğum sorusunun cevabıydı bilinmeyen dünya. Hiç duramadım; ancak bu süreçte iki dünya arasında sıkıştığımı fark ettim. Bir yanda gizemlerle dolu, imgelerin ve insan ruhuna dair derin yolculukların dünyası, bir yanda ise kısır döngü içinde, bir sistemde sıkışmış sıradan dünya.
Bornova Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra Celal Bayar’dan Gıda Mühendisi olarak çıktım. Üniversite benim dünyevi tarafımı, ruhsal tarafımla dengelememe olanak verdi. İzmir Yüksek Teknoloji’de Gıda mühendisliği Yüksek Lisans eğitimim bana bilimsel bakış açısını kazandırdı. Yine de bir şeyler eksikti… Ruhum tatmin olmamıştı.

“Kadim Lisan”, kendi yolumda dostların yollarıyla buluşmaya, bu buluşmalarda özlerimizi paylaşmaya niyet ettiğim bir kutsal alan. İnsan olmanın kutsal sevincine, insan ruhunun derin bilgeliğine dair keyifli keşifler içeren bir yolculuğun mekanı olmasını diliyorum. 

Rehberimin kulağıma fısıldadığı gibi;
“İnsanlar, hayvanlar, tüm bitkiler ve taşlar ve ejderler çok eski zamanlarda, kadim zamanlarda ortak bir dili konuşurlarmış. Kadim bir lisanı… Saf, duru, bir elmas gibi berrak ve cesur…”

“Kadim Lisan” yürekten iletişimi temsil ediyor; insanların, bitkilerin, hayvanların, taşların ve tüm varoluşun ortak lisanı “kadim lisan”… Yürekten ve olduğun şekilde; hatalarla, kusurlarla, yeteneklerle, öfkeler ve kabullerle, sevgiyle, maskesiz, şeffaf iletişim… 
“Kadim Lisan” ile niyetim, illüzyonlardan arınmış, yalanları aşmış olmak; yaralara dokunup, onları şifalandırarak, kadim insan doğasındaki muhteşem mükemmelliği görebilmek. 

“Kadim Lisan” imgelerin ve hayallerin lisanı olduğu için her şey bizlerle konuşur. Bir Nagual, bir ata rehber, bir bitki veya Toprak Anne, mitolojiler, masallar, romanlar, şiirler… hepsinin kendilerini anlattığı imgeleri dili…

İmgeler salt görüntüler değildir, hisler, duygular, bir anda beliren içsel fikirler ve algılardır… Aristotales, imgelerin, psişe ile iletişimin yolu olduğunu ve kaynağı olduğunu söyler ve “imgeler ruhun lisanıdır” diye ekler. Jung, bazı imgelerin başlangıçtan beri var olduğunu söyler. Bunlar önce insan ruhunu sonra evreni ve tüm yaratılışı anlamanın anahtarlarıdır. Kapıları açacak olandır… 

Hep birlikte hayaller kuracağız, hayalleri paylaşacağız ve onları yaratacağız. Birlikte güleceğiz, birlikte düşeceğiz, birlikte kalkacağız, birlikte bağlanacak ve yeri geldiğinde bırakacağız... Tüm bu süreçte samimi, içten, kendimiz olabileceğimiz bir oluşum olmasına niyet ediyorum. 

“Kadim Lisan”da yürekten bir iletişimle bütüncüllüğümüzü ortaya koymaya, yüreğimize derinden bakmaya niyet ediyorum…
 Jung’un da dediği gibi, "Sadece kendi kalbinin içine bakanların imgeleri berraktır.”

Efe Elmas